Arjantin’de Altın Madalya Kazandıran Hünkarbeğendi ve Baklava Tarifi

14672889_10154593368717603_1415145002_o

Bloggerlarpaylasiyor.com’da bundan sonra sizlerle birlikteyiz. Ben de 2012 yılından beri bir bloggerim aslında. İlk blogum Çanakkale’nin bir köyünde Asos yakınlarınlarında kendi elceğizimle inşa ettiğim evin inşasını ailemle ve arkadaşlarımla paylaşabilmek adına yazmaya başladığım bir blogdu. Çok fazla gönlüme göre olmadı, aslında niyet benden sonra kendi evini yapmak üzere yola çıkacaklara rehber olmaktı ama bilenler bilir inşaat işleri çok yorucu ve meşakkatli, yorgunluktan hicbirşeye mecalim kalmadığından maalesef resimlerle anlatım yoluna gittim çoğu zaman. O blog artık misyonunu tamamladı, şu an sadece evimde yaşamadığım zaman misafir ağırlıyorum, blogumda yöre ile ilgili neler yapılır, nerede ne yenir ne içilir tarzı şeyler yazmaya başladım. Kuzey Ege seyahati planlayan dostlarımıza söyle bir gözatmalarını önerebilirim. 

(http://odonovanhome.blogspot.com.tr)

Evimin inşaatını tamamlamayı müteakip keyfini süremeden esimin isi nedeniyle New York’a taşındım. İnsan boşta kalınca hayatı sorgulamaya başlıyor; ben kimim, beni ne mutlu eder, bundan sonraki yaşamımı nasıl geçirmek isterim türünden sorular. En önemlisi beni ne mutlu eder sorusu. Bir güneyli olarak doğru cevap tabiî ki yemek 🙂 Zaten gönlümde de Avrupa’da bir yemek okuluna gitmek vardı uzun zamandır. Uzun araştırmalar sonucu sevgili esimin desteği ile Güney İtalya’da gönlüme göre keyifli bir okul buldum ve ciddi bir eğitimin sonunda dünyanın her yerinde geçerliliği olan master şef ve someliye diplomamı aldım. Bu eğitimi esasında tamamen zevk için almama rağmen eğitimin sonunda bu kadar bilgi ile ne yapacağımı şaşırdım ve hemen kaleme sarıldım, yazmaya başladım, yemek ile ilgili her tecrübemi not almaya başladım, alternatif teknikler denedim, keşfetmeye devam ettim ve herşeyi yazdım. Bir sonraki blogum da böyle başladı. Bilgi ve tecrübe paylaşılmalı, tüm diğer güzellikler gibi. Tabi New York’ta yaşamakta olduğum için ve Amerika’nın yeme alışkanlıklarını çok sağlıksız bulduğum için blogumu çok kolay ve özendirici yemeklerden oluşacak şekilde İngilizce yazmaya başladım. (http://odonovankitchen.blogspot.com.tr) Çünkü tüm Türk kadınları zaten çok güzel yemek yapıyordu bana göre, mutfak becerisi DNA’larımızda kodluydu, hepimiz annelerimizden genetik aktarma yoluyla almıştık bu meziyeti 🙂 Ama dostlarımdan gelen sitemler üzerine artık Türkçe yemek blogu yazma zamanı gelmişti.

Arjantin Gourmonde Yarışması
Arjantin Gourmonde Yarışması

Araya Arjantin girdi, hoşgeldin yazısında okumuşsunuzdur, Eylül ayında uluslararası bir gastronomi organizasyonunda Türkiye’yi temsil ettim. Hünkarbeğendi ve baklava ile altın madalyayı kaptım. Yemek secimim hakkında çok soru geldi bana, muhtemelen o kadar güzel yemeğimiz varken niye hünkarbeğendi diye düşünüyorsunuzdur. Hünkarbeğendi bana göre klasik Türk yemeklerinden en enteresanı, bugünün çok kullanılan bir terimi vardır, hepimiz az çok duymuşuzdur; “Füzyon Mutfağı”, füzyon kelime anlamı olarak karışmak, birleşmek anlamına gelir. Füzyon mutfağı ise farklı mutfak kültürlerinden esinlenmek suretiyle farklı tekniklerin kullanılması suretiyle yapılan yemekler için kullanılır. Hünkarbeğendi, Osmanlı saray mutfağı ile birlikte anılmasına rağmen derinlemesine incelediğimizde İstanbul’un çoklu kültürel yapısını yansıtan eski İstanbul mutfağına bir örnektir. Baklava seçimim ise tamamen bir mesaj niteliğindeydi dünyaya, baklava bir Türk tatlısıdır ve diğer Türk yemekleri gibi Osmanlı eliyle yayılmıştır üç kıtaya. Dünyanın farklı yerlerinde baklava tadımı yapmış birisi olarak da gönül rahatlığı ile söyleyebilirim, en güzel baklavayı da biz yapıyoruz. Velhasıl bu duygularla hazırladığım menü bana basari getirdi. Zaten hepimiz yapıyoruzdur bunları ama yoğun talep üzerine sizlerle paylaşacağım tarifleri yazımın en sonunda. Klasik tarife sadik kaldım, önce onu belirteyim. Her iki sunumumda da sadece 1 saat ile sınırlı olduğum için baklavayı hazır baklavalık yufkadan yaptım, çünkü sadece pişirmesi yarim saatten fazla sürüyor, imkanı yoktu açarak yapıp yetiştirmeye.

Arjantin’den gelen altın madalya ile birden kendimi gazetelerde ve televizyonlarda buldum ve sanırım artık bir yemek köşem olmalıydı. Tam da bu aşamada bloggerlarpaylasiyor.com ile yollarımız kesişti. Bundan sonra burada birlikteyiz. Tariflerden ziyade teknikler önemlidir aslında mutfakta. Sizlerden gelen geri beslemelerle birlikte yürüteceğiz bu kösenin akışını, dünya mutfağından seçkiler, farklı malzemeler ve en önemlisi sağlıklı besinler üzerinde duracağız. Bu yemek kösesi basarili olacaksa sizlerin desteğiyle olacak. Bundan sonra bu köşede buluşmak üzere diyorum efendim. Hepinize kucak dolusu selamlar, beni izlemeye devam edin. Küçük bir de ricam var, bir sonraki katılmayı planladığım uluslararası yemek yarışması Kore’de, Kasım ayının sonunda, sponsorlar konusunda şansımı artırmak adına Facebook’ta oluşturduğum hayran sayfamı beğenip takip edebilir misiniz? Söz oradan da altın madalya ile dönmek için elimden geleni yapacağım 🙂 (https://www.facebook.com/cucinaberna/)

Gelelim bana ve ülkemize altın madalya getiren yemeklerimizin tarifine

hunkarbegendi_blogger
Hünkarbeğendi

Hünkarbeğendi Tas kebabı için;

400gr. Kuşbaşı et (Kuzu kol)

60 gr Domates Salçası

50 ml Zeytinyağı

1 Soğan (Orta boy)

4 Domates (Orta boy)

4 Sivri biber Maydanoz

250 ml Kaynar su

Tuz ve karabiber (miktarı damak tadına göre ayarlanacak)

Beğendisi için;

2 büyük patlıcan

50 gr tereyağı

50 gr un

100 ml sut kreması

300ml sut

100 gr rende kasar

Tuz ve karabiber (miktarı damak tadına göre ayarlanacak)

Orta boy tencerede kurusoğan sotelenir ve domates salçası eklenir. Karıştırdıktan sonra kuşbaşı et de eklenerek birkaç dakika daha sotelenir. Kaynar su, tuz, karabiber, domates ve sivri biber eklenerek kapağı kapatılır ve etler yumuşayana kadar ağır ateşte yaklaşık 1 saat pişmeye bırakılır. Etimiz ağır ateşte ağır pişerken beğendimiz için patlıcanlar közlenir. İdeali kömürde veya ocak üstünde açık ateşte pişmesidir ama her ikisi de mümkün değil ise fırının ızgara ayarında pişirilebilir. Fırında pişirilecekse patlıcana bıçakla veya çatalla birkaç delik açılmalıdır, Patlıcanlar közlendikten sonra soyulur, püresi çıkartılır ve bir süzgece konur. Geniş tabanlı bir tava veya tencerede tereyağı eritilir, un ilave edilir ve kavrulur, müteakiben ağır sırasıyla sut kreması ve sut eklenir. Bu esnada çırpma teliyle sürekli çırpılmadır ki topaklanmasın. Patlıcanlar eklenir ve çırpılmaya devam edilir. Pürüzsüz bir kıvam almayı müteakip rendelenmiş kasar peyniri eklenir, çırpılmaya devam edilir. Peynir tamamen eriyip beğendiyle bütünleşik bir kıvam aldıktan sonra tuzumuz ve karabiberimiz ilave edilir ve iyice karıştırılır ve ateşten alınır. Soğutmadan önce beğendimiz üzerine de pişen etimiz olacak şekilde servis edilir ve kıyılmış maydanoz ile süslenerek afiyet ile yenir.

Baklava
Baklava

Baklava

1 paket baklavalık yufka (Nr.4)

250 gr tereyağı  (tuzsuz)

250 gr öğütülmüş fıstık veya ceviz

Şerbeti İçin

500 gr su

500 gr seker

1 Limon

Fırın tepsimizin tabanını yağladıktan sonra bir kat baklavalık yufka bir kat eritilmiş tereyağı olacak şekilde kat kat koyalım ve orta kata öğütülmüş fıstığımızı veya cevizimizi koyup malzememiz bitene kadar işlemi tekrar edelim. Son kati da tereyağı ile yağladıktan sonra keselim ve önceden ısıtılmış fırında 180 Derece Santigratta nar gibi kızarana kadar pişirelim. Bu fırınınızın performansına göre yaklaşık 30 dk ila 45dk civarı bir sure olacaktır.

Baklavanız fırında pişerken şurubunu hazırlayalım. Eşit miktardaki su ve şekerle şerbetimizi harlı ateşte kaynatalım. Şurubumuzu yaparken çırpma teli ile sürekli karıştırmamız ve şekerimizin tamamen eriyip suda çözünmüş olması baklavamızın şekerlenmemesi için çok önemli. Şurubumuz kaynamaya başlayınca yarım limon suyu ekleyelim, 10 dk daha kaynatıp altını kapatalım ve soğumaya bırakalım. Fırından çıkarttığımız baklavamızı oda sıcaklığında 10 dk kadar dinlendirdikten sonra ılık olan şurubumuzu homojen olarak baklavamızın üzerine ağır ağır dökelim ve yemeden önce yaklaşık 3-4 saat oda sıcaklığına gelmesini ve şurubunu çekmesini bekleyelim. Üzerine dövülmüş fıstık veya ceviz serpmek suretiyle süsleyerek servis edip afiyetle yiyin.

 

Toplam Ziyaret: 2676 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Berna Donmezer O’Donovan

Yazar Hakkında

(3 yazısı var )

Deniz Subayi olarak, karada ve denizde, 16 yil milli gorev ve tatbikatlerin yanisira, NATO, BM ve diger cokuluslu tatbikat ve gorevler icra ettikten sonra genc yasta emekli olup esimin gorevi geregi yasamakta oldugu New York sehrinde kendisine katildim. Halihazirda yari zamanli olarak Turkiye’de ve ABD’de yasamaktayim. New York’ta gectigimiz aylarda kurulusu gerceklestirilmis olan PRUSA kultur , sanat ve egitim vakfinin baskan yardimcisiyim. (http://www.prusaartfoundationusa.org/) Es zamanli olarak da Akdeniz mutfagi uzerine bireysel bazda ve hizmet ve restoran sektorune yonelik egitim ve danismanlik faaliyetleri yurutmekteyim (www.cucinaberna.com) ve insanlari yemek pisirmeye tesvik edeci kolay tariflerimi paylastigim ve duzenli araliklarla yazdigim bir yemek blogum var. (odonovankitchen.blogspot.com) GASTRONOMI UZERINE Sebze, meyve balik ve etin en guzelinin merkezi olan canim Akdeniz’in kiyisinda dogmus ve yetismis olmanin bir sonucu olsa gerek guzel yemek ve iyi sarap hayatimin herzaman vazgecilmezleri arasinda olmustur. Deniz Harp Okulunda ogrencilik yillarimda ilk kez denizden gittigim ve asik oldugum, tarihte, sarap, zeytinyagi ve seramigin en buyuk merkezlerinden biri olan Canakkale’ye bagli, felsefenin en buyuk ogretilerinin merkezi, Aristo’nun ilk felsefe okulu Akademos’a ev sahipligi yapmis olan sade ve duru guzellik Assos’ta 2011 yilinda kendi yerimizi edinmemiz ve evimizi yapmamiz ile baslayan sureci organik sebze, zeytinyagi ve kucuk capta sarap uretimi takip etti. Canakkale’de seramik egitimime baslamam da bu surece denk gelmistir. Yemek uzerine olan herseyin en iyisini uretme ve tuketme duygusu, bu konuyu profesyonel asamaya tasima konusunda etkin olmus, Nisan 2016’da mezun oldugum Italya’nin guneyinde, Calabria’da, Italayan Yemek Akademisinin Italyan Mutfagi ve Sarap Master programina gitmemi saglamistir. Bu uygulamali programin kapsaminda profesyonel pisirme teknikleri, basta makarna ve pizza olmak uzere Italyan mutfagi, ekmek, artisan ekmek, patiseri, tatli, gelato, peynir yapimi, et ve deniz urunlerini isleme, konserve, tursu, urun isleme ve saklama teknikleri ve sommeliye yani sarap egitimi var. Italya’daki egitimim oncesinde 2008’de Istanbul Kayra Sarap Akademisinde temel sarap egitimi ve ondan sonraki yillarda basta Murefte ve Bozcaada saraplari olmak uzere Turk saraplari hakkinda arastirma ve calismalarim, 2014 yilinda Guney Afrika’da yasadigimiz bir yillik sure icerisinde Western Cape bolgesinde, ozellikle Stellenbosch ve Franschoek’ta Guney Afrika saraplari ve Method Cap Classique diye adlandirdiklari kopuklu saraplari, New York’ta yasadigim periyotta, 2015 yilinda Californiya Central Coast bolgesinde Edna Vadisi, kuzey Kaliforniya’da da Russian River Vadisi, Napa ve Sonoma Vadilerinde Kaliforniya sarabini inceleme firsatim oldu. 2016 yilinda Italya’da Italyan yemek akademisinin mufredatindaki sarap egitiminin haricinde Italya’da Campania, Puglia, Lazio, Toscana ve Umbria, Calabria ve Sicilya’da Italyan sarabinin ureltildigi merkezlerde detayli inceleme ve arastirmalarim oldu. Son olarak da Eylul 2016’da Arjantin’in sarap uretiminin %75’inin gerceklestigi Mendoza’da Arjantantin terroirelari ve saraplari hakkinda egitim aldim ve egitim kapsaminda Mendoza’da ve Uco Valley’de baglari ve sarap uretim tesislerini yerinde inceleme firsatim oldu.

Web sitesi: https://www.facebook.com/cucinaberna