Aşk Başka Evde- Sinan Akyüz

ask-baska-evde

Merhabalar 

Yine bir kitap yorumu ile karşı karşıyayım. Sinan Akyüz’ün son kitabı Aşk Başka Evde. 

Kütabın adından ve kapağından da konusunun ne olduğunu anlaya biliyorsunuz. Ben kitabı anlatmaktan ziyade ne hissetiğimle ilgili yorum yapmak istiyorum nacizane. 

Ben Sinan Akyüz romanlarıyla Piraye, Piraye ve Oğulları sayesinde oldu. Hele Piraye kitabı beni o kadar etkilemiştiki. Uyumayıp bitirdim diyebilirim. Yazarın hikayeleri genelde gerçek olaylara ve yaşanmışlıklara bağlı. Aşk Başka Evde’de öyle. 

Güzel ve hayat dolu bir kızımız var kitabımızda Eylül. Birde onun kalbinin içine giren Saruhan. 

Romanı okumaya başladığınızda nelerin olacağını biliyorsunuz ve sonunu tahmin edebiliyorsunuz.

Sonunda Elif’in acı çekeceğini bildiğim halde, neler hissettiğini anlamak için ben severek ve beğenerek bitirdim. 

Elif romanda bir metres gibi gözükse de, gerçekte öyle değil. Habersiz ve bilmeden aşık oluyor. Buda onu ilk başta metres yapıyor. Asıl suçlu olan Saruhan. Kimliğini gizleyerek Elif’in kalbini çalıyor. 

Elif’in bu hikâyedeki yanlışı aslında gerçekle yüzleştiğinde devam etmesi. 

Bizler bazen hata ve yanlış olduğunu bile bile devam ederiz. Sonucunda acı vardır. Biliriz ki o yakıp kavuracaktır sizi ama engel olamazsınız yaptıklarınıza veya yapacaklarınıza. Önemli olan doğruyu en kısa sürede bulmak ve o yanlışın içinden sıyrılmak. 

Romanda sadece Elif mi suçlu ki? Sorgulama yapıldığında, kötü bir söz söylenmek ve hakaret edilmek istenildiğinde Elif’e yapılıyor.  

Birde Saruhan’ın eşi Asuman var. Oda aldatıldığında hemen kabahati kendinde buluyor. 

Bence burada toplum ortaya çıkıyor. Her aldatılan kadın ilk önce suçu kendinde arıyor. Kadınları aldatan eşler sütten çıkmış ak kaşık mı ki? 

Benim düşüncem hep affeden cinsin kadın olması ve en çok zararın kadının görmesi. Feminist gibi yazıyorum belki ama değilim. 

Ayrıca romanımızda geçen şiirlerde ayrı bir güzel. O şiirlerde Aşk doktoru denen Kürşat’Bey’in radyo programını yaparken söylediklerinden oluşuyor. 

IMG_20151126_080306

Aşk Başka Evde bilinen bir konuda olsa, farkı yorumlanarak değişik bir bakış açısı içerisinde yazılmış. 

IMG_20151204_075944IMG_20151127_075159

 

Screenshot_2016-01-03-00-24-16-1

Aşk Başka Evde (arka kapak yazısı)

Aşk ecel gibidir, geldi mi kaçamazsın…
“… Herkes annesinin, babasının biricik kızıdır. Hiç kimse bir gün metres olabileceğini aklına dahi getirmez. Kader mi bu hale getirir, aptallık mı, yoksa aşk mı bilinmez ama metres olmak büyük bir yüktür, taşınması güç bir etikettir. Mutluluktan çok acıdır. Bir kadın bunu ancak metres olduğunda anlar…”
Genç ve güzel Eylül bir gün aşkı bulduğunda bunun hayatının en büyük sınavı olacağını hiç düşünmemişti. Saruhan, aşkın peşinden giderken yeniden hayallerini bulduğunu ve yeniden kendi olduğunu fark ettiğinde bir seçim yapmak zorunda olacağını hiç tahmin edememişti. Bir fotoğrafla tüm mutluluğu elinden alınan Asuman ise aşkı nerede bıraktığını hiç bilememişti: “Herkesin başına gelebileceğini ama benim başıma böyle bir şeyin gelmeyeceğini düşünmüştüm. Meğerse ne kadar aptal bir düşünceymiş bu.”
“Metres yuva yıkan mıdır, yoksa yuvayı ayakta tutan mı?” sorusuna cevap arayan Sinan Akyüz, yine gerçek bir hikâyeden yola çıkarak bizi; aşkı, evliliği ve ilişkileri sorgulamaya çağırıyor.
İncir Kuşları, Piruze-Şam’da Bir Türk Gelin gibi çok okunan kitapların yazarı Sinan Akyüz’ün kaleminden aşk ve aşkı arayanlar üzerine sarsıcı bir roman: Aşk Başka Evde…
Toplam Ziyaret: 1250 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Elmas Koçan

Yazar Hakkında

(75 yazısı var )

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Web sitesi: http://www.elmaspiriltilari.com