Beklenen Dizi Fi

Bir adam bir kadını sever ve dünya değişir. Ama hayatı kökten değiştiren, aşkı değil, aşkına ulaşabilmek için cesaret edebildikleridir. O kişiye duyduğu aşkın acımasızlığında öylesine büyük fırtınalar başlatır ki, sonunda, dokunduğu her şeyi yıkar. Ve bazen… Hayatın kendini yenilemesi için önce her şeyin yıkılması şarttır.

Uzun süredir beklenen dizi Fi,  31 Martta Puhu TV’de yayınlanmaya başlandı. Bende bu hafta sonu yayınlanan üç bölümü arka arkaya izledim ve çok beğendim.

Fi nedir derseniz; Fi güzelliğin lanetlendiği, zekânın yağmalandığı, iyinin kurban edildiği ve kasaba kurnazlığıyla yönetilen bu gezegende, içine doğduğumuz bu kutsal hayatı kutlamak için yazılmıştır. Kendi potansiyelini keşfetme cesareti gösterebilmiş gerçek kişilere, çatlama cesareti gösterebilmiş tohumlara adanmıştır. Bir kişiye duyulan aşktan daha acımasız bir şey var mıdır?

Fi ve Çi kitabını aldım ama okumak için hiç gayret göstermedim. Şimdi sanırım dizi ile aynı anda okumaya başlamak için iyi bir fırsat yakalamış olabilirim.

Size, kitap mı daha iyi, dizi mi iyi yapılmış diyemem ama seyrettiğim üç bölümü yorumlayabilirim.

Ay Yapım tarafından yapılan dizinin ana kadrosu Serenay Sarıkaya, Ozan Güven, Mehmet Günsür, Berrak Tüzünataç, Büşra Develi’den oluşuyor.

Can Manay (Ozan Güven) televizyonda yaptığı terapilerle ünlenen, hem bir üniversite hocası, hem de bir doktordur. Herkesten uzakta kendine bir ev bulması için yardımcısını görevlendirir ve onun bulduğu eve bakmaya gider. Tabiri caizse burnundan kıl aldırmayan, aksi huysuz ve kendini beğenen ukala bir tiptir. Çok zor memnun olan bir kişiliğe sahiptir. Kendisi için bulunan evi beğenmez ama yine de eve bir bakar. Evin üst katındaki camdan bakarken evinin bahçesinde bale yapan bir kız Duru’yu (Seranay Sarıkaya)  görür ve tutulur kalır.

Duru karşı komşudur ve sevgilisi Deniz ile aynı evi paylaşır.

Deniz (Mehmet Günsür ) Duru’nun hem sevgilisi, hem de sanat hocasıdır.

Can Manay’ın Duru’yu görmesi sonrası düşüncelerinde hep o olmaya başlar. Beğenmediği evi tutar ve yerleşir. Gizli bir oda yaparak sürekli Duru’ve evini gözetlemeye başlar. Artık Duru bir saplantı ve tutku haline gelmiştir.

Yardımsever görünmeye çalışarak bir şekilde Duru ve Deniz’in yaşamına dahil olmayı başarmıştır.

Can Manay ile röportaj yapmaya giden Gazeteci (Berrak Tüzünataç) Can’ın ona takındığı aşağılayıcı tavır sayesinde elindeki bilgiyi kullanarak ona saklamak istediği geçmişi ile ilgili bir soru sorar.

Can Manay duyduğu soru karşısında şaşırır, sinirlenir ve gazeteciyi işinden bile arttırır.

Can Manay’ın geçmişinde sakladığı yıllar öncesine dayanan bu sır nedir?

Bu şekilde ilerleyen olaylar zincirinde heyecan dorukta olacağa benziyor. Siz ne derseniz?

Diziyi çok beğendim. Özellikle Ozan Güven’ e Can Manay rolü çok iyi yakışmış. Hakkını vererek oynuyor. Mehmet Günsür zaten çok beğenerek takip ediyorum. Onu anlatacak kelime bulamıyorum:) Serenay Sarıkaya rolü için bayağı bir ter dökmüş. Yaptığı bale gösterileri göz dolduruyor.

 

İzleyenlerden tam not alan Fi, oldukça kaliteli ilerliyor. Umarım hep aynı şekilde devam eder.

İzleyenlerin birçoğu Fi’yi oldukça beğenmişler.

Dizide çok fazla cinsellik var diyen de var, normal diyende.

Bence bazı sahneler kararında. Aşırılık yok.

Diziyi televizyon dışında özel bir web sitesinde reklamsız ve sansürsüz ve oldukça kaliteli seyretmek son derece keyifli olduğunu söyleyebilirim.

İnternetin olduğu her yerden, web sitesin, tablet ve cep telefonlarından rahatlıkla seyredebilirsiniz.

İyi seyirler

Sevgiler

Elmas

Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]
Toplam Ziyaret: 1959 ,
Beğen & Paylaş:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Elmas Koçan

Yazar Hakkında

(93 yazısı var )

Ve Ben…
Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı.
Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence.
Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim.
Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım.
Çikolatasız yaşayamam.
Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım.
Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da.
İyilikten vazgeçme…
Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:)))
Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım.
Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur.
En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak.
Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum.
Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak.
Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan…

Web sitesi: http://www.elmaspiriltilari.com