Bloggerlar Paylaşıyor Blogları Paylaşıyor – Hüzün Sarısı

huzun-sarisi-blog

Merhaba,

 

Bu haftaki Bloggerlar Paylaşıyor Blogları paylaşıyor bölümümüzün konuğu sevgili Hüzün Sarısı blogunun sahibi Nihal Yeşiltaç Oran. Ben kendisini yaklaşık 2 yıldır tanıyorum. Blog dünyası ile ilgili bir çok kişi de mutlaka tanır. Sadece blog dünyası değil, Nihal bir çok farklı yerde aslında hep var. 

Şimdi istiyorum ki o bize kendini tanıtsın. O zaman başlayalım soru ve cevaplara,

nihal-yesiltac-oran

 

Sevgili Nihal ben seni tanıyorum ama tanımayanlar için biraz kendini tanıtır mısın? Nihal normal yaşantısında kimdir, neler yapar? Mesela bir günün nasıl geçiyor?

Yolun yarısını geçmiş, çalışarak enerji bulan nadir kadınlardan biriyim. Evde çok geç yatıldığı için, gün geç başlar. Kahvaltının ardından çaydanlığın dibini görene kadar çay içmezsem ayılamam. Sonra günlük rutin haller, ev işleri küçük oğlumla oyunlar. Bu arada aklımda hep işlerimle ilgili organizasyonlar. Boşa düştüğümde ne yaparım, nasıl yaparım zamanı nasıl yetişiririm gibi. Arada şirketle ilgili mail trafiği olur ki o an kimse bana dokunmamalı sonuca ulaşabilmem için. Oğlum youtube da Oyuncak Abi’yi izlerken ben o işlerimi yaparım. Eğer işlerim dışarıda ise çok farklı organize etmem gerekir günü. Yani sürekli düşünür haldeyim 🙂

Balık burcuyum, yükselenim aslan. Ve kaos burada başlıyor. Okumayı çok severim, bu sebeple gözlerimdeki sorunlar bitmiyor. İyi bir müzik dinleyicisiyim. Hayranı olduğum tek isim Nilüfer, bunu da belirteyim.

Aptallık derecesinde merhametli ve iyi niyetliyim. Sadece “aptal” olduğumu bana hissettirmemeleri lazım. Onu hissettiğim an, bir arkadaşımın da dediği gibi içimden bir panter çıkıyor, ben bile kendimi tanıyamıyorum. Bıçak gibi kesiyorum. Duygularımın ortası yok yazık ki. Ya tam severim ya hiç. Bu da en nefret ettiğim huyum. Uç yaşarım herşeyi. Dostluğa çok önem veririm, hem de çok. Bana bir kere dost olan, benim bin defa dostluğumu kazanır.

Blogger olmadan önce de, yazılı medyanın içindeydin diye biliyorum. O serüven ne zaman ve nasıl başladı? Hala devam ediyor mu?

Evet. 1991 yılında  başladı serüvenim. O zaman internet yoktu tabi. Bir gazeteye tesadüf bir yazı gönderdim, bir spor gazetesiydi. Yazımı yayınladılar ve devamını istediler. Kendime iş yeri açma sevdam , gazetede sürekli yazmamı engelledi 1.5 yıl sürdü. Yıllar sonra bir haber sitesinde yazdım. 4 yıl sürekli 2 yıl ara ara toplam 6 yıl. Daha sonra kendi işlerim yoğunlaştı, peşine küçük oğlum doğdu bıraktım. En son Magazinmatik, Özhaber, Medyaextra, Sosyal Medya Kafe ve Trendtopic Medya’da yazmaya başladım hala devam ediyorum. Şarkı sözü yazarı olarak MESAM üyesiyim. Bu arada basın kartı sahibiyim. Ayrıca blogumun adı olan Hüzün Sarısı adını üzerime tescillettim.

pastel_huzun_sarisi_oje

 

Bu yıl içinde bir kozmetik firmasının yaptığı oje rengi yarışmasında birinci oldun. Hatta o ojeye blogunun adını verdin. Böyle bir olaya imza atmak nasıl bir duygu? Nasıl tepkiler aldın?

Pastel Kozmetik yarışmasıydı. Ojenin rengi ve yapısını siz tasarlıyorsunuz. Sevdiğim özelliklerde bir oje hazırladım rengini de Hüzün Sarısı yaptım.  En çok oy alan tasarıma verilecekti bu oje ve birinci oldum. Beni destekleyen herkese bir defa da buradan teşekkür etmek isterim. Bana gelen tepkilerin hepsi çok güzeldi, yarışmayı kazanmam kadar mutlu etti bir çoğu. Bazı arkadaşlarım profillerinde duyurdu 1. Oluşumu, buna da çok sevindim. Ancak markanın profilinde çok fazla olumsuz yorum vardı. Rengi beğenmemişlerdi.

Olayın duygusuna gelince; elbette gurur verici ve çok sevindirici. İyi bir markanın altında sizin isminiz ve bunu herkes biliyor.

Blog dünyasında zaman zaman çıkışlarınla da tanınıyorsun. Mesela en son , bloglara sahip çıkalım dedin,  instabloggerlarla ilgili paylaşımlarına güzel tepkiler olduğu gibi kötü tepkilerde geldi. Korkmuyor musun insanların seni sevmemesinden yada sana diş bilemesinden?  Blog dünyasındaki arkadaşlıkları nasıl değerlendiriyorsun?

Aslında bu çok uzun konuşulacak bir konu.  Kısaca özetlemeye çalışayım. Ben birşeyin yanlış olduğunu görürsem, ucu bana dokunsun dokunmasın müdahale ederim. Kesinlikle geri adım atmam bedeli ne olursa olsun. Bana böyle öğretildi. Zararlarını da gördüm elbet. Mesela malum işletme zamanında tavrımı sonuna kadar götürüp, doğruyu ortaya çıkarana kadar uğraştım. Düşman edindim belki ama içim rahat, sorumluluğumu yerine getirdim.  Bloglara sahip çıkalım dediğimde benim yanımda, benim fikrimde olan çok blogger oldu ama karşımda olanlar da oldu. Tek sorun şu, karşımda olanlar hep fake isimler ve adsız yorumlarla geldiler. Muhatabım kimdir bilemedim. Bir insan instagramda ürün tanıtabilir o beni hiç ilgilendirmez ama kendine blogger derse olmaz.  Varsın sevmesinler diş bilesinler ama arkamdan kimse “ortam insanı-girdiği kabın şeklini alıyor-amacı farklı” gibi yakıştırmalar yapamasın. Blogger dostluğu mu? Yok öyle bişey. Varsa da çok istisna. Onlar kendileri ile gurur duyabilirler. Birbirinin arkasından söylemediği söz kalmayıp araları düzelince, canım balım börtü böceğim diyenleri gördüm ben. Çirkin münasebetler, ahlaksız eylemler. Şu camiada kardeşim ve kardeşim kadar yakın gördüğüm çok önceden tanıdığım iki blogger haricinde samimiyetine güvendiğim, saysam bir elin beş parmağı bile etmez.

Blogger olmak senin için ne kadar önemli? Mesela bir anda blogla ilgili yaptığın her şeyi bırakabilirmisin?

Yapı olarak bir işe başladıysam var gücümle en iyisi olsun diye uğraşırım, o derece önemli blog yazmak. Evet tek kalemde bırakırım. Bir çiçek hayal edin, çok beğendiniz. Gidip tohumunu buldunuz ektiniz. Beslediniz, suladınız sürekli ilgilendiniz. Bir baktınız istediğiniz gibi çıkmadı. Ne yaparsınız? O kadar emeğiniz var! Ben kökünden söker atarım, arkama da bakmam. İçime akan gözyaşları da umurumda olmaz. Her konuda böyleyim.

kadirga-muzik

Bir çok kişi senin blogger kimliğinle biliyor ama ben bir de, müzik şirketinin sahibi olduğunu biliyorum. Bize biraz ondan bahseder misin? Aktif olarak çalışıyor musun mesela ne yapıyorsun?

Evet 1999 yılından beri müzik yapım şirketimiz var. Küçük oğlum doğana kadar deli gibi çalışıyordum. Şimdi ise yapımın projelendirmesi  noktasında ve basınla ilişki noktasında varım. Yaklaşık 30 albüm çıkardı firmamız. Bitirip çıkarmadığımız bir o kadar solist daha vardır. Kimler derseniz, en bilineni Müslüm Gürses. Vefatından önceki son iki albümü bizim firmamızın adı ile çıktı.

sehit-aileleri

Yazmak ve müzik dışında ilgilendiğin başka konular var mı?

Yeşilçam sanatçıları ve emekçileri ile ilgili bir dernek kurduk eşimle onu yapılandırmaya çalışıyoruz. Bunun dışında sanatçımız Kazım Şener’in albümü mart nisan gibi çıkacak kısmetse, onun hazırlıkları var. Basın danışmanlığı bende. Ve bir türlü tamamlamaya zaman bulamadığım magazin sitem sırasını bekliyor 🙂

Peki bütün bunlara nasıl zaman bulabiliyorsun? Nelerden fedakarlık ediyorsun?

Artık ciddi anlamda zorlanıyorum. Öncelikle uykumdan fedakarlık ediyorum çok fazla. Annemi, babamı kardeşlerimi ihmal ediyorum. Hatta itiraf edeyim bazen çocuklarıma yetemediğimi düşündüğüm oluyor.

Samimi cevapların için çok teşekkür ediyoruz

Ben teşekkür ediyorum. Ve ekip olarak yaptığınız şu örnek işin devamını diliyorum.

Sizlerde Nihal Yeşiltaç Oran’ı takip etmek isterseniz,  aşağıdaki sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

Blog          : www.huzunsarisi.com

Facebook :huzunsarisiblogsayfasi

İnstagram :huzunsarisiblog

Twitter      :huzunsarisi

Youtube    :huzunsarisi

Toplam Ziyaret: 2093 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Yazı ile ilgili 12 yorum “”

  1. Bu yazıyı okuduğumda dedim ki , ben bu cesur yüreği iyi ki tanimisim.. İyi ki varsın Nihalcim.

  2. Hüzün Sarısı..Ne güzel bir ifade.Aslan burcu olduğum için sarının turuncu da dahil olmak üzere bütün tonlarına hayranım.Bunca başarıya da hayran olmamak mümkün değil.İnşallah hep başarılı ol Nihal.Zaman ve şans senden yana olsun.Sevgiler.Ece ablan:)

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Şafak Karadeniz Kilimcigöldelioğlu

Yazar Hakkında

(84 yazısı var )

Eskiden bankacı, şimdi ev hanımı. Hüsnü ve Fikriye’nin kızı, Kemal ve Elif Miray’ın ablası, Ege ve Efe Deniz’in annesi Alp Tolga’nın eşiyim ben. Başıma ne gelirse gelsin , savaşmaktan asla vazgeçmem. Tam bir kova kadınıyım ama iyi niyetim beni üzdükleri an biter.Dışarıdan bakıldığında çok sakin ve sessiz olarak görülsem de görüntü sizi aldatmasın. Bir noktaya kadar sabreden, sonrasında tüm gemileri yakıp yeniden başlayacak kadar cesur biriyim. 41 yaşındayım, 41 kere maşallah demeyi unutmayın :) Doğduğumdan beri BeşiktAŞKlıyım. Küçüklükten beri günlük tutardım. Yine günlük tutuyorum ama internette :) Oğullarıma anılarımı bırakmak için kurduğum www.safagindunyasi.com blogunu yönetmekten ve orada paylaşımlar yapmaktan çok hoşlanıyorum. Ölene kadar da sürdürmek istiyorum. Bu sitede sizinle olmak hep hayalini kurduğum şeylerden biriydi. Hayallere kavuşmak kimi mutlu etmez ki. Sizler tarafından beğenilip sevilen bir site olmayı başardığımız günün gelmesini iple çekiyorum. Sevgilerimle Şafak

Web sitesi: http://www.safagindunyasi.com