Eski Bayramların Tadı Nerede Kaldı?

bayram1

Herkese yeniden Merhaba,

Bugün ne aldığım bir şeyden, ne de gittiğim bir yerden bahsetmek istiyorum. Bugün dini bayramlarımızdan bahsetmek istiyorum.

Çocukluğunu yaşamış, sokakta kum pislik içinde oynamış, bayramları hep sevmiş bir anneyim. Küçükken bayram olacak diye heyecanla bekleyen kıyafetlerini ve ayakkabılarını baş ucunda saklayan ne kadar para toplarım hesabı içinde, o duyguyu tadan bir çocuktum ben.

Eskilerde bayram zamanı sokakta çocuklar toplanır, çatapat, kızkaçıran oynarlardı. Mahalleler arası dolaşan salıncakçılar vardı. Bayram panayırı kurulurdu.

Cebimizde biriken harçlıklarla salıncağa binmek ne keyifliymiş. Şimdi bu satırları yazarken gülümsüyorum.

Annem günler öncesinden temizlik yapmaya başlar her yer deterjan kokardı. Hele çıtır çıtır olmuş baklavanın tadı. Ben şerbetsiz de çok severim baklava yemeyi. Hele de ev baklavasına asla hayır demem. Bizde mesela baklava veya tatlı olsun ikram verilirken yanında mutlaka ayran verilir. Tatlının ağır tadını, ayran hafifletsin diye. Birikmiş bayram harçlıklarıyla anneye ve babaya yalvarılır, lunaparka gitmek istenirdi. İşte o zaman tam anlamıyla bütün bir aile olunurdu.

Sabah erkenden kalkılır, kahvaltı sonrasında sıraya dizilip eller öpülür, sokağa çıkılırdı. Heyecanlı olunurdu. Üst baş yeni, saçlar taranmış, ayakkabılar gıcır. Değme keyfine 🙂 Bayram kültürü vardı. Büyükler ziyaret edilmeden bayram bitmez, harçlıklar bile mendil içinde verilirdi. O zamanlar ne çok yere gidermişiz, şimdi anımsadım da. Garip geldi birden bana. Sanki o zamanları ben yaşamamışım gibi.

Eskiyi anlattım tebessüm ederek, ama yenisi için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim.

Şimdi sıra zamanımızda 🙂

Şimdilerde bayram demek tatil demek, hayatın yorgunluğunu ve çok fazla çalışmanın verdiği yükü bayram tatili olarak değerlendiriyoruz. Bir çoğumuz bir yerlere gitmek için rezervasyon yapıyor. Yüz yüze bayramlaşmak yerine mesaj atarak geçiştiriyoruz. Bir arada koca bir aile olduğumuzu ve küsken bile barışmayı unutuyoruz.

Bayramları seven birisi olarak ben üzülüyorum. Bazı değerlerimizin elimizden akıp gitmesine izin veriyor gibiymişiz gibi geliyor. Yaşlılarımızı ihmal ediyoruz ve bir gün biz de yaşlı olmayacakmışız gibi geliyor ya bize. Garip değil mi sizce de?

Ben babam vefat ettiğinde hiç memleketine gömülmesini istemedim. Annemde bizi, çocuklarını dinledi ve evimize yakın mezarlığa babam defnedildi. Hemen hemen her bayram diğer kardeşlerim ile birlikte babamı görmeye gideriz. Babamla bayramlaşır sonra annemin elini öperiz. Mezarlığa gittiğimde hiç ziyaretine gelmemiş mezarlar gördüğümde üzülürüm.

İşte bayram sabahları bayramın en güzel yaşandığı yer mezarlıklardır. İşte benim gözümde bayram, babam öldükten sonra orada kutlanmaya başlamıştır. Bayram sabahları mezarlıklar dolup taşar deyim yerindeyse. Herkes yüreğindeki bir parçayla bayramlaşmak için gider ziyarette bulunur.

İşte bugünki yazımda böyle oldu.

Biraz hüzünlü biraz tebessümlü bir yazı yazdım.

Yanlış bir yorumda bulunduysam af ola. Benim şahsi görüşüm bu şekildedir.

Bugün Ramazan Bayramı Arefesi.

Mutlu huzurlu güzel bir bayram dilerim ailenizle birlikte.

İyi Bayramlar…

Toplam Ziyaret: 2770 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Yazı ile ilgili 6 yorum “”

  1. Gerçekten nerde o güzel bayramlar. Eskiden heyecanla beklerdik bayram olsun diye. Şimdi ne yazık ki aynı heyecanı duymuyoruz. Yeni kıyafetler alınırdı bütöemizin izin verdiği ölçüde. Ben şimdi çocuklarıma bayramlık almayı bile unuttum bu yıl. Allahtan daha önce giymedikleri bir şeyleri vardı da sabah giydireceğim.
    Bayramın mübarek olsun canım

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Elmas Koçan

Yazar Hakkında

(75 yazısı var )

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Web sitesi: http://www.elmaspiriltilari.com