Günümüz İlişkileri

Merhabalar

Bugün biraz ilişkiler üzerine konuşmak istiyorum.

Benimle aynı fikirde olacak birçok olduğunu tahmin ediyorum.

O zaman başlayalım.

ilk önce “ilişki” nin açılımı yapalım: İki ya da daha çok şey arasındaki karşılıklı ilgi, bağ.

Bağ diyor artık bağlar ne kadar güçleniyor tartışılır.

Birini tanımaya başlamak ilk başlarda heyecan verir. Karşındaki tanımak için çırpınırsın.

İlk zamanlar sürekli konuşur, yazar veya ararsın. Şu ana baktığımızda mesajlaşmak veya konuşmak için bir sürü programa var ve hepsini çok iyi kullanmayı biliyoruzJ

Nerede, ne zaman, nasıl sorularının olduğu bir sürü cevap akıllı telefonlarımız sayesinde birbirimize anında ulaşıyor.

İlişkilerimizde o kadar sık sık konuşmaya başlarız ki bir bakmışız heyecan verici konularımız, konuşmalarımız zamanla azalmış.

Sanki o ilk günkü heyecan gider ve yerini rutine bırakmaya başlar.

Aralarda kişiler biraz zaman ister, ara verelim der kısa bir ayrılık süresi bile gerçekleşir.

Ya da tanıma süresinde sizin tahmin ettiğiniz veya kafanızda  kişi o kişi o olmaktan çıkar, aralara başka birileri bile girer.

Olmamıştır yani.

Rutine giren bir ilişki sarsılır ve istenmeyen son yavaş yavaş gelir.

Büyü bozulur.

Sona giren ilişkilerde zamanla konuşacak bir şeyler kalmaz, sadece bir kaç cümle dışında başka bir kelime sarf edilmez. Günaydın, ne yapıyorsun, iyi geceler gibi klişe kullandığımız kelimler boy gösterir.

İki taraf da ne olduğunu anlar ama dillendiremez.

Suskunluk…

Konuşmaktan kaçınılır.

Kaybetmek veya yitirmek korkusu baş gösterdiğinde saygısızlık olmasın diye ilişki sürer ama ne kadar sağlıklı işte onu düşünemezsin.

Eğer aynı hisler yaşanmıyor veya hissedilmiyorsa yıpratmadan bir sona varılması gerekir ama ilk adımı kimin atması bilinmez.

Baktığında iki kişi de değerlidir.

Değer derecesi ölçülemediğinden bilirsin değerli olduğunu ama kaçınılmaz sona gelmene engel olmazsın.

Biter.

Konuşmayı en iyi başarabilen insanoğlunun en zorlandığı noktada ilişkiyi sonlandırmaktan geçer.

Bence…

Ben ne uzman bir konuşmacı, nede yazarım. Ben etrafında gördüklerini kendince yorumlayan bir insanım. Artık ilişkiler bana o kadar yapma ve o kadar saçma gelmeye başladı ki, her şeyi çabuk tükettiğimiz gibi, insan tüketmeyi de çok iyi başaranlardan olmaya başladık.

Ya çok vıcık vıcık yaşıyoruz, ya çok lakayt, ya da vurdumduymaz davranıyoruz.

Ama çok doğru ilişkiler kuramıyoruz. Ya da kurmaktan vazgeçiyoruz.

Benlik duygumuz bizi esir alıyor ve bencil oluyoruz.

İster bu yazdıklarımı kadın erke ilişkisi yerine adlandırın, ister arkadaş, ister dost.

Yorumu size bırakıyorum

İnsanlar birbirini üzmeden bir konuşma yapmalı her zaman şeffaf ve açık sözlü olmalı.

Sen yapıyor musun dediğinizi duyar gibiyim?

Evet.

Yapmak için elimden geleni yapıyor, gayret gösteriyorum. Emek vermeye çalışıyorum.

Emeksiz hiçbir şey elde edilemeyeceğine inanıyorum.

Umarım hayatımız her istediğimiz gibi olur ve o şekilde hayatımız şekillenir.

Sevgiler

 

Toplam Ziyaret: 1426 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Elmas Koçan

Yazar Hakkında

(92 yazısı var )

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Web sitesi: http://www.elmaspiriltilari.com