Suç ve Ceza

Suç-ve-Ceza

Merhaba,

Bu hafta her şeyden arınıp biraz rahatlayalım ve çokça düşünelim istedim. Bunun için aklıma gelen en iyi yöntem sizlerle Suç ve Cezayı konuşmak olacağını düşündüm. Suç ve Ceza Dostoyevskinin ustalık dönemi ilk eseridir. Ben bu eseri bir kaç kez okudum ve inanın her defasında başka anlamlar çıkarıp,başka karakterlere aşık oluyorum. 1866 yılında Rus Habercisi adlı bir dergide yayınlanıyor ve daha sonra cilt haline getiriliyor. Söylenenlere göre Dostoyevski, kitabın ilk  basımında sayfa başına para anlaşması yapmıştır ki bu  da kitabın orjinalinde ki bazı betimlemelerin abartılmasına sebep olmuştur. Kitap adından da anlaşılacağı üzere çatışmalar kitabıdır.

Okumayanlardan özür dileyerek kitap hakkında konuşmaya başlıyorum. Raskolnikov kendi halinde diye tabir edemeyeceğimiz kişilikteki,üstün bir zekaya sahip olan bir karakter. Var olan yaşam koşullarına isyan bayrağını çekerek  bölgedeki tefeciyi öldürmeye karar veriyor fakat hiç bir zaman bir katil soğukkanlılığına sahip olamadığını eserın en basından sonuna kadar görüyoruz. üniversiteyi yarım bırakmış arada verdiği dersler ve annesinin gönderdiği paralar ile geçimini sağlıyor. Yaşam alanı dediği yer ise tek bir odadan oluşan,bünyesindeki tüm umudu söküp alabilecek kadar köhne bir yerdir. Cinayet aşamasına geçmeden önce biraz daha tanıyalım ana karakterimizi. Dünyada  Raskolnikov için iki tip insan vardır. Suç işledikten sonra suçlu bulunmayanlar ve bulunanlar ya da başka bir deyişle güçlüler ve zayıflar. Buna en iyi örnek olarak Napolyonu gösteriyor Raskolnikov. Güçlü olanlar daha iyi şeyler vadediyorsa suç işleyebilirler. Kendisi de bu mantıkla yola çıkıyor ama ne yazık ki sonuç pek olumlu değil. Gelelim cinayete. Bu kararı vermesi baya sancılı bir süreç çünkü kendisi bence-her ne kadar birini öldürmüş olsa da- iyi bir insan. Tam bu noktada iyi ve kötü kavramı devreye giriyor! Cinayete karar verişinde en önemli etken bence Sonya. Sonya ve ailesinin yaşadığı sefaleti görüp bu adımı atıyor bir yerde. Sonya koşullardan dolayı kötü yola düşmüş ama melek gibi bir kız. Hak  ve adalet kavramı! Raskolnikov cinayeti işliyor ama tefeciden aldığı altınların bir tanesine bile dokunmuyor. İste bu da vicdan! Bence Raskolnikov eğer vicdanına yenik düşmeseydi yakalanmazdı. Cinayet için önceden kontrol yaparken taktığı şapkanın çok dikkat cektiğini düşünüp bunu takmaması gerektiğine karar veren bir insandan bahsediyoruz. Son olarak iki noktaya daha değinip burada bırakmak istiyorum. Sonya- benim açımdan her şeyi başlatan karakter- en son anlarda Raskolnikovu doğruya yönelten kişi. Cezasını çekip vicdanını rahatlatması gerektiğini savunan, o cezasını çekerken onu bekleyen bir aşık.  

Kitabı Antik Yayınlarından okumanızı tavsiye ediyorum. Almadan  önce bir iki sayfasına göz atıp çevirisini inceleyin.Kimse ufak detayları kaçırmak istemez:) Son olarak Raskoya göre en önemli iş olan eylemi biz de yapıp ”düşünelim”.

İyi okumalar…

Toplam Ziyaret: 1306 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Yazı ile ilgili 2 yorum “”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



İlknur Özkan

Yazar Hakkında

(85 yazısı var )

1995 İstanbul Doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi İstatistik bölümü öğrencisiyim. Yaklaşık bir yıldır Acemi Sihirbaz isimli blogumda yazıyorum. Dünyaya geliş amacımız olduğuna inanıyorum ve bu yolda ki en önemli aracımız kelimeler. Bu nedenle kitap okumak ya da bir şeyler karalamak benim için basit bir hobi olmaktan çıkalı çok oldu. Bir kitap sayfasının insanların hayatında değişime yol açması,onları etkilemesi ,onlara yön göstermesi benim için çok mühim. Belki şu anda bana bile çok amatör gelen yazdıklarımın, ilerde insanları etkileyecek seviyeye gelebilmesi için daha profesyonel olan kişilerle yazmak benim için bu yüzden önemli. Konuk yazar olarak başladığım bu sitede, yazarların arasına girmek beni çok mutlu ediyor. Sizden de desteklerinizi bekliyorum :)

Web sitesi: http://acemisihirbaz.blogspot.com.tr/