The Revenant (Diriliş)

The Revenant

Merhabalar

Bu pazar Mayıs ayını sonbahar gibi yaşadığımızdan, oğlumunda hafif aksırmasından dolayı tüm pazar evde miskinlik yaptım diyebilirim. Bir ara canım sıkılıp, uzun zamandır da film seyretmediğim için açtım bilgisayarımı ve film araştırmaya başladım.

Ben film seçimlerimi yaparken takip ettiğim bir kaç siteden araştırıp, İmb’den sitesine girerek 7 ve 7 üstü değerlendirme puanı almış filmleri tercih ediyorum.

Pazar günüme yakışır bulduğum film; The Revenant.

Orijinal adı The Revenant olan 2015 yapımı bir film, 2016 Ocak ayında vizyona giriyor ve ülkemizde Diriliş olarak western gerilim türünde gösteriliyor.

Filimin ana karakteri Glass, (Leonado Di Caprio) kürkleri için hayvanları avlayan, deneyimli bir iz sürücü ve tuzakçıdır. Ava çıktıkları bölgelerde hem Kızıldereliler, hemde Fransız birlikleri vardır. Bir av dönüşü Glass ölümcül derecede yaralar alır ve bazı arkadaşları tarafından ölüme terk edilir. Arkadaşları bir şeyi atlamıştır. Bölgeyi ve hayatta kalma yeteneğini görmezden gelen arkadaşları Glass’ın öleceğini zannedip hata yapar.

Glass’ın  yaşamak ve hayata tutunmak için oldukça gerekçeli sebepleri vardır.

Neler olduğu filmin içinde gizli.

Film, beni baştan sona etkileyen bir film oldu. En güzel sahne ise Glass’ın ayı ile savaştığı sahnelerdi. Beni etkileyen ikinci can alıcı sahne ise, ölen atının karnını deşip, kendini atın karnına sokması oldu. İnsanoğlu yaşama pahasına her şeyi yapabilecek güçte olduğunun kanıtıydı. İyi düşünülmüş ve iyi uyarlanmış bir bölüm olmuştu.

Film, gerçek mekanlar ve kış şartlarının zorluğu altında çekilmiş ve iyi görsel sahnelere yer vermiş.

Bazen o kadar ölümcül yara alan biri, kötü hava şartlarında nasıl hayatta kalır diye düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz. O düşüncelere de çok takılmamak gerekiyor bence. O zaman seyrettiğiniz filmden keyif almamaya başlıyorsunuz.

2,5 saat süren filmin nasıl bir sonla biteceğini bilseniz de, Di Caprio’nun oyunculuğu sizi gerçekten filme bağlamaya yetiyor.

Benim uzun zaman sonra seyrettiğim güzel filmlerden biri olmayı başardı ve keyif olarak ben seyrettim.

Ayrıca, Leonardo Di Caprio mesleki hayatında ilk oscar ödülünü The Revenant sayesinde en eyi erkek oyuncu dalında alarak taçlandırdı.

Ben film seyrederken bilgisayardan değil de televizyondan seyretmeyi sevdiğim için, filmleri torrent olarak bilgisayara indirip, usb kanalıyla televizyondan orİjinal dilinde ve alt yazı olarak seyrediyorum.

Filmin adını yazarak tarama yaptığınıza bir çok film sitesinde filmi bulabilmeniz mümkün.

Üç oscar ödülüne layık görülmüş olan The Revenant’ı seyretmenizi tavsiye ederim. Keyifli bir akşam geçrimenize yardımcı olacaktır.

Haftaya farklı bir konuda görüşmek üzere.

KÜNYE
VİZYON TARİHİ 22 Ocak 2016
SENARYO YAZARI Michael Punke (roman) Alejandro González Iñárritu Mark L. Smith
YÖNETMEN Alejandro González Iñárritu
OYUNCULAR Leonardo DiCaprio Tom Hardy  Will Poulter Domhnall Gleeson Lukas Haas
TÜR Western Macera Dram
ÜLKE ABD
 
 
Not: Fotoğraf İmd’nin web sitesinden afiş fotoğrafıdır.
Toplam Ziyaret: 461 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Elmas Koçan

Yazar Hakkında

(75 yazısı var )

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Web sitesi: http://www.elmaspiriltilari.com