“Tuzu Uzatır mısın Hayat” Cihad Kök Röportajı

tuzu-uzatirmisin-hayat-300x300

Herkese merhaba:) Bu hafta yazdıklarıyla bir çok kişinin kalbinde bir  yerlere dokunan bir yazar  ile röportajımız var. Tuzu Uzatır mısın Hayat kitabının yazarı Cihad Kök bu günkü konuğumuz.

Bu kitap öyle bir kitap ki, benimde içimde yüksek sesle söylediğim ama çoğunlukla dışa vuramadığım bazı duyguların dillendirmiş hali.

Ben Cihad Beyi facebook sayfasındaki paylaşımları ile tanıdım aslında. Öyle güzeldi ki yazdıkları, elim sık sık paylaş butonuna gitti.  Günler geçtikçe daha sık sayfasına bakar oldum, acaba kaçırdığım bir paylaşımı olmuş mu diye 🙂

Bugün Cihad Beyi daha yakından tanıyalım istedim. Ropörtaj teklifiyle gittiğimde açıkçası bu kadar hızlı cevap vereceğini ve alçakgönüllü olacağını düşünmemiştim.  Hani genelde yazarlar sanki başka bir dünyadanmış  izlenimi verir ya, onlara ulaşmak zor olur. Ama öyle olmadı. Mutluyum 🙂

Şimdi sizleri yaptığımız sohbet ile baş başa bırakıyorum. Keyifli okumalar.

Tuzu uzatır mısın Hayat?
Tuzu uzatır mısın Hayat?

Cihad bey merhaba, öncelikle bugün bizimle olduğunuz için teşekkür ediyorum.  Sizi biraz yakından tanıyalım, kimdir Cihad Kök?

Merhabalar. Rica ederim, bu güzel, keyifli sohbet için ben de çok teşekkür ederim.  Aslında Cihad Kök Tuzu uzatır mısın Hayat’ta, hakkımda bölümünde olduğu gibi. Yazmayı seviyorum, pudingi bayılıyorum, mantıya hayır diyemiyorum. Şükretmek gerektiğine inanıyorum, hayırlısını dilemek gerektiğini düşünüyorum. Öyle acayip hırslarım falan yok. Ne biliyim herkesin parmak ısırdığı bir hayatım olsun gibi bir derdim de yok. Bugünü sağ salim, geçirip, gülebiliyorsam benden iyisi yok.

Hala gerçekten masallara inanıyor musunuz? Pinokyo ile bir gün tanışmak istediğinizi okudum bir yerde. Sizce pinokyo ile zaten her birimiz neredeyse her gün karşılaşmıyor muyuz?

Evet hala masallara inanıyorum. İnanmak istiyorum. Dışarısı ve dünya maalesef çok acımasız ve her yerden üzün ve üzüntü fışkırıyor. Her yerde her köşebaşında karşımıza çıkıyor.  böyle bir dünya da masallara sarılmak, onlarla yaşamak bence çok daha keyifli. Hem şöyle bir şey, masallar ya da çocukluğunuzun güzel yanlarını hep içinizde tutar yeşil kalmasını sağlarsanız hayat sanki daha çekilir bir hal alıyor gibi geliyor bana. Evet bir gün Pinokyo ile karşılaşacağıma inanıyorum. Bunca sevginin bir mükafatı olmalı değil mi? Tabi ki şaka bir yana ama az önce söylediğim gibi çocukluk anılarınızı taze tutup kurumalarına müsaade etmezseniz dünya daha sempatik bir hal alıyor. Pinokyo ile tanışma konusu da buradan kaynaklanıyor. O benim çocukluğum, hayata karşı savunma mekanizman. Tebessümüm.  Dediğiniz gibi keşke her gün pinokyo ile karşılaşsak ama maalesef etrafımız ya da hayatımızda bir şekilde yer eden insanları yalanları ne Pinokyo’nun masalları kadar masum, ne de güzel.  Onlar Pinokyo’nun tırnağı bile olamazlar. Hem Pinokyo onlar kadar can yakmıyor ki.

Bir de duyduğuma göre hala 13 yaşındayım diyormuşsunuz? Peki neden 13?

13 hem uğurlu sayım hem de hayatımın en güzel zaman dilimi. Bilmiyorum, her şey ve hayat çok güzeldi.  Çok tatlı, çok güzel arkadaşlarım vardı. Ben okul takımındaydım. Hayat ve her şey, ben ve arkadaşlarım için toptan ibaretti. Hatırlıyorum da o zaman rakip okula ya da rakip sınıfa yenilmiş olmaktan başka her hangi bir problemimiz yoktu. Kazanmak ya da kaybetmek hayat veya başka şeylerle ilgili değildi. Ne kaybedebilirdik ki? En fazla bir maç… Ama bugünkü kayıplar öyle mi? Şimdi ben” hep 13 yaşında” olmayım da kim olsun. 

Tuzu uzatır mısın Hayat
Tuzu uzatır mısın Hayat

Kitap yazmaya nasıl karar verdiniz? Sizinle ilgili küçük bir araştırma yaptım ve blogunuza denk geldim:) Bu açıdan meslektaş sayılırız.  Sizi yazarlık ile buluşturan şey blogunuz mu oldu?

Ben her zaman yazmayı çok sevdim. Yazmanın kendine has bir özelliği bir güzelliği var.  Resmen özgürlük. Bana göre hürriyet, yazmak ile eş anlamlı. Bir dünya var ve o dünyayı baştan aşağı sen kuruyorsun. Neyin nasıl olması gerektiğine her şeyiyle ve her haliyle sen karar veriyorsun.  Yazmak benim dünyam. Rahat ettiğim, kendimi özgür hissettiğim yer. Bu şöyle bir şey… Yazarken o an ki yazdığın konu ya da olay ve ya kitap metni haricinde hiçbir şey düşünmüyorsun.  Ve istediğim her şeyi istediğim gibi dile getirebiliyorum. Demiştim ya, çünkü orası benim dünyam. Yazmaya da belki bu yüzden karar verdim. Yazarken çok rahat olduğum için. Rahat davranabildiğim için. Kendimi sınırlanmış hissetmediğim için. Siz sorana kadar yazmaya nasıl karar verdiğimi hiç düşünmemiştim. Ama 🙂 muhtemelen zaman içinde yazıp kendimi iyi hissettikçe gelişen ve ilerleyen bir şeydi.

Evet,o zaman  meslektaşız 🙂 yıllarca kuş uçmaz kervan geçmez bloglar yazdım 🙂 ama biliyor musunuz, her hangi birinin okuması ya da beğenmesi de değil konu. Yazmayı seviyorsan, kimse değil zaten kendin için yazıyorsun. Çünkü yazdıkça mutlu oluyorsun. Sonra bir bakıyorsun, bilgisayar karşısında suratında bir tebessüm dakikalarca yazdığın o metini  ya da cümleyi defalarca okuyarak izliyorsun.

Tuzu Uzatır mısın Hayat sizin ikinci kitabınız.  İlk kitabınız  “Hayattan Laf Açılmışken”  istediğiniz türde bir başarıyı yakaladı mı?

Hayattan Laf Açılmışken maalesef şansız bi kitaptı. Bazı şeyler iyi gitmedi. Ama hayatın içinde var bunlar. Bir şeyler öğrenmek, doğru stratejiler belirlemek için bazen kaybetmek gerekiyor. Sevdiğim bir söz var, her zarar bir akıl öğretiyor:)

Cihad Kök Kitapları
Cihad Kök Kitapları

İlhama inanmam diyorsunuz ama insanı yazmaya iten bir şeyler olmalı. İş olarak görüldüğünde de bence çok başarılı olamaz. Sorumu şöyle sorayım. Sizi yazmaya teşvik eden şey ne? Hayat mı?

“İlhama inanma” konusuna bir açıklama gerekiyor demek ki 🙂  İlhama inanmıyorum derken benim anlatmak istediğim, eğer siz sürekli çalışmaz, kendinizi geliştirmez ve yeni şeyler ürettikçe bir öncekinin yetersiz olduğunu düşünmezseniz belli bir süre sonra bir şey yapamaz, daha başarılı eseri ortaya çıkaramazsınız.  Üretmek için ciddi anlamda çalışmak gerekiyor. Yaptığınız iş ya da yazmaya çalıştığınız her hangi bir şeyin üzerine önem vererek eğilmeniz gerekiyor. Yoksa oturduğunuz yerden,  sadece bir ilham ile bir eser koyamazsanız ortaya. Bu bana, eseri üreten kişi ve esere karşı yapılan saygısızlık gibi geliyor. İşi basite indirgemek gibi… Oysa ortada çok ciddi bir çaba ve emek var. Netice de ilkokul ya da ortaokulda âşık olduğumuz kızlar için o çocukluk heyecanıyla bir şeyler karalamıyoruz. Ciddi emekler veriyor, ciddi saatler harcıyoruz. Bu anlamda ilhama inanmam dedim. Çalışmadan, önem vermeden her hangi bir şeyi sadece ilham ile açıklamak siz ce mümkün mü? İlhama, sizi tetikleyen duygulara tabi ki inanıyorum ama ilham yalnızca işin ya da eserin çıkış noktası olabilir.

Tarzınız biraz farklı, bu konu da nasıl tepkiler alıyorsunuz? Olumsuz tepkiler aldığınızda bu sizi kötü anlamda etkiliyor mu?

Tarzımın farklı olduğunu düşünüyorsanız ne mutlu bana. O zaman aferin bana. Ben hep bunu hayal ettim.  Gerek üslup, gerek tarz olsun farklı olabilmeyi çok  istedim.  Bu hoş bir şey. farklı bakış açıları ile ya da farklı yaklaşımlarla bir şeyler anlatabilmek, bir şeyler paylaşabilmek olağanüstü bir şey. Bir puding, bir dondurma kadar mutlu ediyor beni 🙂 olumlu tepkiler olduğu kadar olumsuz tepkiler de oluyordur mutlaka. Henüz kimse yüzüme bu konu hakkında olumsuz bir şey söylemedi ama eleştiri de olmak zorunda. Eleştiriler olsun ki, hatalar görülsün, dersler çıkarılsın.  Ama tabi ki önemli olan bel atına vurmadan, ciddi anlamda yol göstermek adına olmalı eleştiriler.

Kitabınızın ilginç bir ismi var ama “Neden” tuzu uzatır mısın hayat?” 

Bence hepimizin hayatında biraz tada tuza ihtiyaç var.  Yok mu? Bence var.  Hep bir şeyler eksik hayatımızda. Ne yaşadıklarımızdan tam anlamıyla “tat” alıyoruz ne de yaşadıklarımızın farkına varabiliyoruz. Hep bir koşturma, bir telaş hayatımızda;  bir şeyler olup bitiyor, gelip geçiyor ama bir süre sonra bakıyorsun ki, bu sırada hayatta tamamen standarta binmiş gidiyor. Her şey o kadar sıradanlaşıyor, tatsızlaşıyor ki işte o zaman tuza ihtiyaç duyuyorsun. Bende herkesin adına hayata seslendim “tuzu uzatır mısın hayat”

Cihad Kök Sözleri
Cihad Kök Sözleri

Okuyucuya güven aşılayan ve O’na önemli olduğunu hissettiren cümleler, yazılar var Tuzu uzatır mısın Hayat’ta

Tüm insanlar, hepimiz zaman zaman kendimizle ilgili güzel sözler duymak isteriz. Buna o kadar çok ihtiyacımız var ki. Hayat meşgalesi içinde belki unutuyoruz ama suyun söze dökülmüş hali bence, hayatımızda ki insandan, çevremizde ki insanlardan ve yakınlarımızdan duyacağımız güzel cümleler. Su kadar gerekli, oksijen kadar önemli.. Ben insanları mutlu etmeyi seviyorum. Eğer bu anlamda mutlu edebiliyorsam da yazılarımla, kitabımla ne mutlu bana. “Güven aşılayan cümleler” içinse; ben insanların varlıklarının önem ve güzelliklerinin farkında olmalarını istiyorum. Sen, ben önemliyiz.  En azından annelerimiz için çok değerliyiz.

Bu bile kendimizi özel hissetmek için yeterli. Mesela annenizin gözünden bakınca kendinize, dünyanın en özel, en güzel varlığının hayat bulduğunu görürsünüz mis kokulu teninizde.

E hal böyle olunca dünyada her hangi birinin önemsiz olması gibi bir ihtimal var mı?

Cihad Kök Yazıları
Cihad Kök Yazıları

Annelerden konu açılmışken kitapta biz kadınlar ile ilgili yazılar var. Biz kadınlar gerçekten sizin yazılarınızda olduğu gibi, değer görüyor mu?

Kanayan yara! Kadınlar ve hakları konusunda maalesef çok başarılı değiliz. Ama “kadın hakkı diye bir şey yoktur, hakkı erkek ismidir” şeklinde saçma sapan espriler üretip gülebiliriz ve bu konuda çok iyiyiz.

Annelerimize saygı duyarız ama eşimize o saygıyı göstermeyiz. Cennet annelerin ayaklarının altında deriz. Ama eşimizin de, çocuklarımızın annesi olduğunu unutur onun ayakları altında ki cenneti es geçeriz. Tecavüz, darp, kolundan tutup kapı dışarı etmeler. İnşallah yolda, sokakta kendi başına; taciz edilme korkusu olmadan yürüyebilir bir gün kadınlar kızlar.

Ya da ne biliyim dayak yemezler mesela, darp edilmezler, kim bilir belki bir gün aile içi şiddete maruz kalmış bir kadın süslemez her gün her hangi bir gazetenin üçüncü sayfasını…

Annelerimize duyduğumuz saygıyı, belki başka kadınlara da gösterebilir, akşam vakti yolda kendi başına bir kız gördüğümüz zaman yollu falan demeyiz.  Bütün bunlar olabilir benim umudum var.

Farklı projeleriniz var mı? Tarzınızı değiştirmeyi düşünüyor musunuz? Bundan sonra ki proje kahramanları karşılıklı konuşturan bir roman olabilir mi mesela?

Farklı proje olarak yakın zamanda netleşir beni köşe yazarı olarak görebilirsiniz 🙂 bunun yanında yaşam koçluğu anlamında çalışmalarımız var. Ayrıca Ekim ayında yeni bir kitabım yayımlanacak. Tuzu uzatır mısın Hayat çıkalı henüz üç buçuk ay oldu ama yeni kitap ile ilgili sorular çoğaldı, beklentiler arttı 🙂  bir de şuan için yayımcımla birlikte belirlediğimiz ve hali hazırda yazıyor olduğum dört proje daha var. Bunlardan bir tanesi roman…  

Cihad Kök Yazıları
Cihad Kök Yazıları

Facebook sayfanızda, kitaptan alıntılar paylaşıyorsunuz sık sık. Bunun kitap satışınızı kötü yönde etkileyebileceği ihtimali sizi korkutmuyor mu?

Sağ olsunlar sayfa yönetici arkadaşlar sayfa da çok titiz davranıyorlar ve çok güzel şeyler yapıyorlar. Kitaptan alıntıların paylaşılmasına gelince,  beni kesinlikle korkutmuyor.  Bu şöyle bir şey, elinizde bir eser bir ürün var ve insanlara bunun nasıl bir şey olduğunu ana hatları ile ve ya nasıl bir şey olduğuna dair donelerle bunu göstermeniz gerekiyor. Diğer türlü insanlar neye istinaden eserinize ilgi gösterecek ki? Karanlıkta göz kırptığınızı kimse göremez değil mi? 🙂 Aksine insanlara sunduğunuz kısa metinler veya pasajlarla insanlar eserinizin nasıl bir şey olduğuna dair fikir edinebiliyor. Ve inanın bana hiç kimse de “aa ben bu cümleyi sosyal medyada okumuştum bu kitabı almama gerek yok demiyor. Her ne olursa olsun insanlar sevdiklerine sahip çıkıyor. Yeter ki sevmiş, kendinden bir şey bulmuş olsun.

Bu vesileyle Tuzu Uzatır mısın Hayat’ı bu denli sahiplenip, değer veren herkese çok teşekkür ederim.

Malum Türkiye’de ki kitap okuma oranı çok düşük. Bunu neye bağlıyorsunuz, bu konuda ne yapılabilir?

Maalesef çok düşük…  7 milyon nüfuslu Azerbaycan da bir kitap yüz bin baskı ile çıkarken bizim ülkemizde bu oran çok düşük. Hatta ve hatta İngiltere de ortalama bir gazete olan günlük The Sun gazetesi Türkiye’de ki gazetelerin toplam tirajı kadar okunuyor. Ve şöyle ibretlik bir şey söyleyeyim Türkiye de 1412 kütüphane varken, 570 bin kahvehane var. Bence üzülmeliyiz. Bu konuda neler yapılabilir peki? Birçok şey yapılabilir. Bunun için öncelikle olarak ebeveynler in çocuklarına kitap hediye etmesiyle başlayabiliriz.  Çünkü bu konuda da maalesef çok kötü bir durumdayız. Dünya da özel günlerde çocuklara kitap hediye etme konusunda 180 ülke içerisinde Türkiye 140. Sıra da yer alıyor. Bizim çocuklarımız okuma alışkanlığı konusunda maalesef birçok Afrika ülkesinde ki çocuklardan daha geride durumda bugün. Her şey ama her şey ilk önce aile de başlar. Eğitimden, doğru ya da yanlış diye adlandırdığımız ve hatta hayata bakış açımıza kadar birçok şey… Kitap okuma alışkanlığı da.

Cihad Kök
Cihad Kök

Kitabını yayınlatmak isteyen ancak basacak yayınevi bulamayan yada maddi olarak buna gücü olmayan kişiler var. Onlara önerileriniz olabilir mi?

Kitap yayımlatmak isteyen arkadaşlarıma önerim şu olabilir. Genellikle hiçbir yayınevi ilk başta sizi kabul etmez, etmeyecektir de. Sakın ama sakın yetersiz, beceriksiz ya da iyi yazmadığınızı düşünmeyin.  Beni reddetmeyen yayınevi kaldı mı bilmiyorum 🙂 Bu yüzden hiçbir arkadaşım umutsuzluğa kapılmasın.  Maddiyat konusuna da gelince ben para ile kitap yayımlatma konusuna pek sıcak bakmıyorum. Çünkü bana göre doğru olan yazarın değil, yayınevinin yazara telif ödemesidir.  Kitap yayımlatmak isteyen arkadaşlarım hiç acele etmesinler, binlerce lira para verip kitap falan yayımlatmasınlar. Ama yazdıklarım kitap haline gelsin bir anı bir hatıra olsun diyor ve bu meblağı da karşılayacak güçleri varsa böyle bir şey yapabilirler. Çünkü asıl mesele kitap yayımlandıktan sonra başlıyor. Dağıtımı tanıtım gibi önemli birçok başlık var. Çünkü gerçek olan bir şey var ki kitabınızın satması için dağıtım ve tanıtımın yapılması gerekiyor. Ve dağıtım, tanıtım gibi konuların gerçekleşmesi için de yayınevinin sizin arkanızda durması gerekiyor.   Diğer türlü siz paranızı verip kitabı yayımlatabilirsiniz ve böyle bir durumda dağıtım ve tanıtım ne kadar gerçekleşir işte onu bilemiyorum(!) Kitap yayımlatmak isteyen arkadaşlarım kendilerini germeden, hala kitabını yayımlatamamış olduğu için üzülmeden sadece yazsınlar. Bıkmasınlar, yorulmasınlar, havlu atmasınlar. Ve geleneksel yayınevlerinin taslaklar için belirledikleri kurallara uyarak eserlerini yayınevine doğru bir şekilde ulaştırsınlar.

Blogunuza yazdığınız ilk yazıya da atıfta bulunarak son sorumu sormak istiyorum. Buldunuz mu sadece bir nefes mesafesinde duracak kişiyi?

Müsaadenizle burada kendime gülmek istiyorum ve Allah’tan umut kesilmez diyorum 🙂

Çok keyifli geçen bu sohbet ve bizimle olduğunuz için çok teşekkür ederim. Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Ben çok teşekkür ederim. Ben de çok keyif aldım, çok mutlu oldum.

Sizde Cihad Kök’ü aşağıdaki sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.                                                 

Facebook

Instagram

Twitter

snapchat/cihadkok

Daha fazla röportajımızı okumak ve paylaşımlarımızdan haberdar olmak için lütfen  abone listemize abone olmayı unutmayınız. 

Bir başka yazıda görüşmek üzere

Sevgiler

Şafak                       

Toplam Ziyaret: 124 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Şafak Karadeniz Kilimcigöldelioğlu

Yazar Hakkında

(85 yazısı var )

Eskiden bankacı, şimdi ev hanımı. Hüsnü ve Fikriye’nin kızı, Kemal ve Elif Miray’ın ablası, Ege ve Efe Deniz’in annesi Alp Tolga’nın eşiyim ben. Başıma ne gelirse gelsin , savaşmaktan asla vazgeçmem. Tam bir kova kadınıyım ama iyi niyetim beni üzdükleri an biter.Dışarıdan bakıldığında çok sakin ve sessiz olarak görülsem de görüntü sizi aldatmasın. Bir noktaya kadar sabreden, sonrasında tüm gemileri yakıp yeniden başlayacak kadar cesur biriyim. 41 yaşındayım, 41 kere maşallah demeyi unutmayın :) Doğduğumdan beri BeşiktAŞKlıyım. Küçüklükten beri günlük tutardım. Yine günlük tutuyorum ama internette :) Oğullarıma anılarımı bırakmak için kurduğum www.safagindunyasi.com blogunu yönetmekten ve orada paylaşımlar yapmaktan çok hoşlanıyorum. Ölene kadar da sürdürmek istiyorum. Bu sitede sizinle olmak hep hayalini kurduğum şeylerden biriydi. Hayallere kavuşmak kimi mutlu etmez ki. Sizler tarafından beğenilip sevilen bir site olmayı başardığımız günün gelmesini iple çekiyorum. Sevgilerimle Şafak

Web sitesi: http://www.safagindunyasi.com