Zeynep Saraç Kitapları ve Yorumları

Merhabalar

Son zamanlarda kitaplarını severek takip ettiğim Zeynep Saraç’a ait Ceylan, Nar Çiçeği ve Gri Mavi romanlarının yorumları ile sizlerleyim.

 

Ceylan Kitap Yorumu 

Adında anlaşılacağı gibi kitabımızın ana karakteri Ceylan.

Ceylan, örf adetlerine bağlı zengin bir ailenin en küçük kızı. Henüz yirmi iki yaşında. Abilerine ve ailesine aşırı saygılı ve dediklerinden dışarı çıkmayan ama aynı zamanda çıkmak isteyen, çok korkan, yapacağından da geri kalmayan aşırı özgür ruhlu ama bir o kadar tutsak bir genç kız. Sürekli özgür olmak için düşünüp duran, özgür olmak içinde Kerem ile evlenip hayallerini gerçekleştirmek isteyen Ceylan hiç de düşündüğü ve planladığı gibi bir biçimde ilerleyemez. Kerem ile evlilik planları yaparken, Çağrı ile nişanlanır. Çağrı’da mı kim. Aslında Çağrı Mert. Çağrı olarak ona sadece Ceylan ve annesin hitap etmesi, Ceylan’ı ne kadar ayrıcalıklı kılıyor siz düşünün. Ceylan ne kadar asi ruhlu ise Çağrı’da bir o kadar dingin ve yumuşak. Zaten Ceylan gibi bir çene bazı Çağrı gibi bir erkek çekebilirdi ve bu romanda bunu diyaloglardan çok iyi anlayabilirsiniz.

Dedim bu kız neden bu kadar konuşuyor. Ama çok da güzel konuşuyor helede içinden geçenleri saklaması gerekirken pat pat döküyor ağzından.

Çağrı’yı anlatmayacağım çünkü bu tarz karakterde pek de erkek olduğunu düşünmüyorum. Şu kadarını bilin ki. Ceylan’ı fark ettiği andan beri onun kendisine aşık olabilmesi için çalıştı durdu çocuk. Başardı mı? Tabi kide başardı. Ailesinden istedi kızı ve aldı. Çağrı ve Ceylan evleniyor. Eeee dedim daha kitabın bitmesine çok var. Ne olacak şimdi? İlknur var, Fırat var, unutuyordum birde Meryem var. Astığım astık, kestiğim kestik Murat var. Kim mi bunlar? Aslında ara ara Ceylan zaten onları anlatıyor ama siz okuyunca kitap sonunu diğer karakterlerle birlikte bağlıyorsunuz. Tabi bu sonda Ceylan’ın yine büyük bir payı yok değil. Gelenek, görenek, verilmiş sözler, töre, aşk, hile, entrika, planlar ve oyunlar hepsi Ceylan’da mevcut. Bu kitaba romantik komedi veya pembe dizi diyebilirsiniz. İllede bir kalıp isterseniz bence gayet eğlenceli, bir o kadar sürekleyici, tadı damakta hoş bir roman Ceylan. Ben kitap okurken benim gülmelerime sinir olan kızım tepkisini paylaşayım sizinle: “Ne okuyorsun bu kadar? Yeter artık gülme anne.”
Kitap 447 sayfa. Uzun gibi görünse de son derece sürükleyici olduğu için çabuk bitiyor. Cuma gecesi başladım. Pazar gecesi bitti. Arada işlerim olmasaydı cumarteside bitebilirdi. Ceylan benim beğendiğim kitaplar arasında yerini aldı. Bir tek kapak tasarımı ile ilgili bir yorumda bulunmak istiyorum. Ciltli kitapları severim. Ben kapakta biraz daha asi ruhlu çılgın bir kız, ona sürekli rahatlatmaya çalışan bir erkek resmi beklerdim. Benim betimlediğim Ceylan öyleydi. kapak kızı bana çok naif geldi. Yinede kapak tasarımı ve kitap sayfaları ve basım kaliteli.Bir şey daha söylemek istiyorum.
Kitapla ilgili yorumları okurken oldukça argo kullanılmış şeklinde bir yorum okumuştum. Kesinlikle yalanlıyorum. Saymadım ama ya beş ya altıdır argo kelime sayısı.
Herkes her kitabı sevmeyebilir. Yorum yaparken de abartmamak gerekir.
Ben Ceylan’ı sevdim ve eğlenerek  okudum. Arada yüzünüzü güldüren kitapları okumanızı tavsiye ederim.
Nar Çiçeği Kitap Yorumu 

“Mutluluk her şeyimi ele geçirmişti. Dilimi, beynimi sözlerimi ve de kalbimi… “Gerçekten değil” Hala yaşları silmeye çalışıyordum  ancak baş edemiyordum. İnatla yanaklarımdan süzülen yaşlar, Demir’in bakışlarını gitgide asabileştirdi. Buna rağmen kendine hakim olarak sordu. “Neyin var?” Başını bana doğru eydi. “Bir şey mi oldu?” Konuşamıyordum. Bir kaç dakika önce duyduğum sözlerin bana hissettirdiği mutluluğa daha fazla karşı koyamadım. Tavrına, ne düşüneceğine, hatta bana karşılık verip vermeyeceğine bile aldırmadım. “Onu öpmek istedim.”

Bir kalpte neler var neler? Sevgi, kötülük, iyilik nefret, intikam… Sayabileceğiniz kadar çok duygu barındırırız. Ama ya sevgi, ya nefret? İkisi bir arada olur mu?  Oluyormuş. Zeynep Saraç’ın son kitabı Nar Çiçeği işte böyle bir kitap.

Zeynep Saraç’ın okuduğum bu  ikinci kitabı. İlk kitabı Bir Parça Masal’dan sonra Ceylan, en son kitabı’da Nar Çiçeği.

İpek erkek arkadaşının ondan ayrıldığı bir günde evde çocukluk arkadaşı Demir’in annesi Aysun Teyzesinin ona sorduğu bir soruya “Evet.” diyerek başka bir dünyaya geçer. Bu “Evet.” nefret ettiği çocukluk arkadaşı Demir ile evlenmeyi kabul etmesidir. Bu şekilde başlayan roman yol alır ve bir iç hesaplaşma, saklı kalmış duyguların ortaya çıkması, nefret ve sevginin aynı anda hissedilmesi ve ve ve…

İpek, o bir çakıl taşıdır, Demirin gözünde, yüreğinde, kalbinde  İpek hep çakıl taşı olarak yer alır.

“Çakıl Taşı demek sen demek İpek. Sana olan sevgimi, aşkımı, tutkumu bir arada söylemek. Senin sahip olduğun her güzelliği; sana bu iki kelimeye sığdırıp, anlatmak İpek. Çakıl Taşı demek, sana sadece bana ait olduğunu haykırmak İpek.” 

Bu kitabı fazla yorumlamak istemiyorum. Bu kitabı okuyarak hissetmenizi istiyorum. Bu kitabı el ayak çekilip kendi halinizde kaldığınızda, yalnızlığınızla okumanızı istiyorum.

Ben bu kitapta çok duygulandım. Çok içerledim. Çok üzüldüm. Duygusallığımın en üst noktasında bu romanı okuduğum için ben çok çok beğendim.

İpek’i sevdim ama hep Demir tarafından baktım. İpek’i haklı bulsam da kızdım, Demir neden böyle oldu acaba dedim? Sorularım ve cevaplarım aklımı kurcalayarak kitabın sonuna yaklaştım. Sonumu; son 120 sayfalar mı? İşte onlar çok sarsıtıcı, çok hüzünlü, çok acı, çok gerçek, çok dürüst.

“Belkide o büyük hayalinin içinde kaybolmaktan korktuğundandır, kuramadığın hayalinin sebebi, asla hayallerin yokluğundan değil. “

Size burada bir sürü alıntı yapabilirim. Kitabı olduğu gibi anlatabilirim ama en sevdiklerimi yazmaya çalışacağım.

Bambaşka duygularla başlayan roman sarsıtıcı ve bir o kadar değişik bir sonla bitiyor.

Şu an kitabın içi postitlerle dolu durumda. Yeniden okumak istiyorum. Yine okuyacağım ve okuduğumda o postit koyduğum bölümlerin üzerinden bir kaç defa daha geçeceğim.

Zeynep Saraç çok güzel, çok duygulu bir İpek, çok kararlı, çok gururlu, çok seven bir Demir yaratmış. Kitabın yüzde sekseni içte konuşulan duyguları barındırıyor ve bu satırlar bence ustaca yazılmış ve üzerine oldukça düşünülerek kağıda dökülmüş.

“Bazı cümleler vardır; özlemle duymak istediğin, hayatın boyunca beklediğin, duyana kadar ne olduğunu aslında senin de bilmediğin.”

Bu kitabı bir kadın olduğum, yada çok duygusal baktığım için sevmiş olabilirim. Kesinlikle abartı ve mübala etmiyorum. Kadınlar kadar erkeklerin de okuması gerektiğini düşünüyorum. Demir gibi seven aşık yok mu? Mutlaka var.

Zeynep Saraç’ın Ceylan’da olduğu gibi bu kitabında ki erkek kahramanları çok seviyor. Çok aşık oluyor.

Son kez şunu demek istiyorum ki, ben Nar Çiçeği’ni Ceylan ‘dan daha çok sevdim. Onu da sevmiştim ama bu kitap onun çok çok üstüne çıktı.

Ceylan nasıl romantik komedi tarzında yazılmışsa, Nar Çiçeği bir o kadar dramatik yazılmış.

“Gidişler vardır, arkasındaki acıya bin bir şekil veren gidişler… Seçimler vardır; acılardan birine razı olduğunu gösteren…”

Gri Mavi kitap Yorumu 

“Bir insanın kalbini sevebilirsin, değer verebilirsin, ama ona hayran kalmak çok farklıdır. O gün senin kalbinin güzelliğine önce hayran kaldım, sonrada aşık oldum. Aynı, yüzünün güzelliğine olduğu gibi…”

Gri saçlı Eyşan ile mavi gözlü Emir hakkında söylemek istediğim çok şey var.

Gri Mavi Zeynep Saraç’ın okuduğum üçüncü kitabı. Her okuduğum kitapla birlikte yazara olan düşkünlüğüm bir kat daha artıyor. Kaleminin ustalığını her romanında kat kat geliştiren yazarın son kitabı yine çok güzeldi. Ceylan’dan sonra Nar Çiçeğini çok sevmiştim ve kitap yorumumda da belirtmiştim. Şimdi aynı şeyi Gri Mavi için diyeceğim. Şu an yazarım kızmayın ama Gri Mavi kitaplarınız arasında benim için bir numara.

Gri Mavi’yi size çok anlatmak istemiyorum. Sadece biraz bahsetmeye niyetliyim. 430 sayfalık kitabı yine çok kısa sürede bu sıcak günlerde balkonda, işe giderken serviste, işte molalarda okudum ve içime sindirerek bitirdim.

Yazarın kitaplardaki karakterlerini çok çok beğeniyorum. Kadın ve erkek karakterleri çok güçlü, çok güzel ve yakışıklı ve iyi, insani duyguları yüksek olan karakterler.

Eyşan ile Emir’de onlardan biri.

İmkansızım olarak sevdiği Emir için neleri göze olan bir  Eyşan var ki, ya nasıl da güzel duygularla seviyor, bekliyor, sabrediyor…

Hiç kimseyi arabasına bindirmeyen Emir için bir akşam ablası ve onun arkadaşı için 1000 dolara iddaya giren Eyşan o araca binmeye karalıdır. İddia uğruna kendini Emir’in aracının önüne atar.

Eyşan’a vuran Emir onu hastaneye kendi aracı ile değil bir taksi ile götürmek isteyince Eyşan kızar. O arabaya binemediği gibi iddiayı da kaybeder.

Ne kadar Eyşan’ın yaptığı iddia gibi gözükse de, bu planın altında başka hisler yatar. Emir’e kızgın Eyşan, Eyşan’a kızgın bir Emir bomba gibi ortalıkta dolaşırken romana Defne dahil olur.

Defne Emir’in sahiplendiği, evlat edinmek için çaba gösterdiği sendromlu bir kız çocuğudur. Emir’lerin evinin bahçesinde ağlayan küçük kız çocuğu Defne’ye yardım etmek için giden Eyşan, bilemezdi ki Emir’in kalbine gireceğini.

Emir. Ah Emir! Başta beni o kadar çok kızdırırdı ki. Ketum tutumu, ağır duruşu, sırları, cevapsızlığı kitabın yarısına kadar kızdım durdum. Ama.. O anlattıktan sonra ben Eyşan oldum ve onun gibi dinledim, onun gibi baktım. Onun gibi hissettim. Hele Eyşan’ a ” Yanmaya hazır mısın?  Yak” cevabını okuduğumda içim ürperdi.

Roman aşk romanı gibi görünüyor ama değil. Bu aşkın gölgesinde Defne’nin kim olduğu, gerçek  Emir’in kimliği, Eysan’dan sakladığı gerçekler, azılı bir düşman İlker Yazıcı  ve Buğra.

“Sessiz ve derinden gitmiştim. Onu öyle sevmiş, gerçeklere de bu şekilde ulaşmıştım. Şimdi ise mutluluğa dokunmak üzereyim. “

Romanın başından beri varlığını gösteren Buğra farklı bir bilinmezlikleri ile birlikte finale kadar ilerliyor.

Çok şey oluyor. Son bir kaç bölümde tüm taşlar yerine oturuyor ve Eyşan’ın ve okuyucunun kafasındaki tüm sorular açıklığa çıkıyor.

“Kimse, kimse benim Eyşan’ı sevdiğim gibi sevemezdi. Çünkü ben sevdiğim kız için özgürlüğümü katlediyor, babamın gözünde hiç olmayı tercih ediyordum. “

Hiç bir sayfada sıkılmadan bir sonraki sayfada neler olacağını merak ederek kitabı bitirdim.

Tabi roman mutlu bitecekti. Bunu biliyordum ama bu kadar gelişme olacağını tahmin etmiyordum.  Bir ara Ceylan romanından Mert ile Ceylan bize katıldı ve aşklarını yeniden hissettirdi.

Zeynep Saraç hissettiklerini  ve anlatmak istediklerini okuyucuya cümlelerle oynayarak iyi aktarabiliyor.

Ben bazı bölümleri heyecanla ve içim eriyerek okudum.

Uzun süre Eyşan’ı dinledim, ama sonra Emir anlatınca onu da çok sevdim.

Teşekkürler Zeynep Saraç. Bu güzel romanlar için.

Bir sonraki romanınızı sabırsızlıkla bekliyorum.

 

Toplam Ziyaret: 1352 ,
Beğen & Paylaş:
Yazıyı nasıl buldunuz?
[Toplam: 0 Ortalama: 0]

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir



Elmas Koçan

Yazar Hakkında

(90 yazısı var )

Ve Ben… Kendime bazen şöyle diyorum: Güzeller güzeli iki çocuk annesi, öğrenci, ev hanımı ayrıca yetkili otomotiv servisinde çalışan arabaları çok seven bir müşteri danışmanı. Bu kadar uğraşın arasında, kitap okumak vazgeçemediğim bir tutkum. Oğlum Berke ile yaptığım etkinliklerden aldığım zevk paha biçilemez düzeyde. Kızım Damla ile türk kahvesi eşliğinde yaptığımız sohbetlerin tadı hiçbir yerde yok. Takip ettiğimiz dizlerin yorumunu yapmak, tartışmak ayrı bir eğlence. Tipik bir aslan burcuyum. Başarısızlığa ve bilgilerini kendine saklayanlara tahammülüm yok. Yemeyi ve ayrıca yapmayı çok sevenlerdenim. Dünyaya yeniden gelsem kendi yaptığım yemekleri sunacak küçük bir göl manzaralı lokanta sahibi olmak isterdim. Karadenizli olduğumdan denizi olmayan bir şehirde yaşayamam. Yeşili, çiçekleri ve hayvanları çok severim. Köpeğimiz Lucky kaybolduğundan beri bir daha evde hayvan beslemedim. Birçok kadın gibi alışveriş yapmaktan, yeni yerler ve yeni tatlar edinmekten, bulunduğum her ortamda yeni yüzler tanımaktan mutluluk duyarım. Çikolatasız yaşayamam. Fotoğraf çekmek bir tutku benim için. Paylaşımdan korkmam. Benim gördüğüm güzellikleri başkaları da görsün isterim. Sürekli bir şeyleri fotoğraflarım. Her kötülükten veya olumsuzluktan bir ders çıkarılması gerektiğine inanırım. İyilik her zaman kazanır derim. Kazınır da. İyilikten vazgeçme… Temizlik gibisi yok. İyi ki de bulaşık ve çamaşır makinesi icat edilmiş. Yoksa ne yapardık:))) Eski olan her şey ilgimi çeker. Eski zamana yapılmış filmleri seyretmeye bayılırım. Tabak çanak almaya, bakmaya doyamadığım bir şey. Deterjan kokusu gibi yoktur. En büyük aç gözlülüğüm sürekli kitap almak. Hayatımdaki en önemli varlıklarım ilk önce biri sağ, biri sol gözüm olan çocuklarım. Ailem onlardan sonra geliyor. Hayatta her şeyin bir sıralaması varmış. Bu durumu anne olduktan sonra anladım. Anne olmak Allah’ın kadınlara bahşettiği en güzel şey olduğunu düşünüyorum. Canım annemi anne olduktan sonra daha fazla düşünüyorum. Zaten duygusalım, her şeye ağlarım ama anne olduktan sonra daha da hassaslaştım. En sevmediğim özelliğim kafamın içinde sürekli konuşmak ve duygularımı o an saklayamamak. Ben buyum işte. Adım Elmas. Bazılarında göre elmas gibi parlayan...

Web sitesi: http://www.elmaspiriltilari.com